Değerli Olmanın Ölçütü Çok Meşgul Olmak mı? 

Bu Pazar net konuşayım köşemde, bir süredir içime oturan ama çoğu zaman fark etmeden kabullendiğimiz bir düşünceyi masaya yatırmak istiyorum.

Bu hafta,meşguliyetin tek başına değer unsurunu oluşturmadığı gerçeğini konuşmak istedim. 

Bugün bir insanı tanımlarken ilk sorduğumuz soru genelde aynı:

“Ne iş yapıyorsun?”

Ardından gelen ikinci ölçüt ise daha sessiz ama daha belirleyici:

“Ne kadar meşgulsün?”

Düşünsenize şöyle, 

Takvimi dolu olanlar önemlidir.

Geç cevap verenler yoğundur.

Dinlenmeye vakti olmayanlar değerlidir.

Ya da biz öyle sanırız.

Bu düşünce biçimi modern zamanlara özgü değil.

Max Weber, Protestan Ahlakı ve Kapitalizmin Ruhu adlı eserinde, çalışkanlığın yalnızca ekonomik değil, ahlaki bir üstünlük olarak inşa edildiğini anlatır.

Çok çalışmak; erdemli olmakla, tembellikten uzak durmak ise “iyi insan” olmakla eşleştirilir.

Zamanla şu denklem kurulur:

Üretkenlik = Değer.

Bugün bu denklem hâlâ geçerli.

Sadece form değiştirdi.

Artık kimse “çok çalışıyorum” demiyor;

“çok yoğunum” diyor.

Meşguliyet, fark edilmenin ve ciddiye alınmanın kısa yoluna dönüştü.

Boş zaman ise huzur değil, suçluluk üretir oldu.

Dinlenirken bile kendimizi açıklama ihtiyacı hissediyoruz.

Sanki durmak, geride kalmakmış gibi.

Bu noktada Net Konuşayım köşemde sık sık altını çizdiğim bir yere geliyoruz:

İnsan, yaptığı iş kadar değildir.

Ama bunu kabul etmek kolay değil.

Çünkü durduğumuzda şu sorularla baş başa kalıyoruz:

— Ben kimim?

— İşim olmadan ben neyim?

— Üretmediğimde hâlâ yeterli miyim?

Belki de bu yüzden meşguliyet bu kadar cazip.

Çünkü düşünmekten koruyor.

Modern dünyada üretkenlik kutsallaştırıldı.

Ama anlam arayışı arka plana itildi.

Hannah Arendt’in de işaret ettiği gibi, insan kendini yalnızca “yapan” bir varlık olarak tanımlamaya başladı; “olan” yanını ihmal etti.

Oysa tarih bize başka bir şey söylüyor.

İnsan sadece ürettiğiyle değil, olduğu haliyle de değerlidir.

Pazar günleri bu yüzden kıymetli.

Çünkü hızdan değil, farkındalıktan beslenir.

Takvimden değil, iç dünyadan.

Belki de arada sırada kendimize şunu hatırlatmamız gerekiyor:

İnsan değerini yaptığı işten almaz.

İnsan, var olduğu için değerlidir.

Ve bazen en üretken şey,

biraz durabilmektir.

Sevgiyle kalın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir