Net Konuşayım…
Hırs, insanı ileri taşıyan en güçlü duygulardan biridir.
Ama aynı zamanda insanı en hızlı tüketebilen duygulardan da biridir.
Birçok başarı hikâyesinin arkasında hırs vardır. Daha iyisini yapmak isteyen, bulunduğu yerle yetinmeyen, sınırlarını zorlayan insanlar dünyayı değiştirir. Eğer insanın içinde biraz hırs olmasaydı, büyük keşifler de olmazdı, büyük başarılar da.
Ama hırsın bir gerçeği daha vardır.
Hırs, kontrol edilmediğinde insanı büyütmez; insanı küçültür.
Net konuşayım…
Hırs ile açgözlülük arasında çok ince bir çizgi vardır.
Hırs, insanı geliştirdiği sürece değerlidir.
Ama hırs, insanı değiştirmeye başladığında tehlikeli hale gelir.
Bir noktadan sonra insan hedefleri için çalışmayı bırakır, hedefleri uğruna her şeyi göze almaya başlar. İşte o anda başarı arayışı yerini başka bir şeye bırakır: kazanma takıntısına.
Bu noktada insanlar çoğu zaman fark etmeden bazı şeyleri kaybeder.
Zamanlarını kaybederler.
Dengelerini kaybederler.
Ve bazen en önemlisi, kendilerini kaybederler.
Bugün modern dünyada birçok insan sürekli daha fazlasını istiyor. Daha fazla başarı, daha fazla para, daha fazla görünürlük, daha fazla güç…
Ama nadiren şu soru soruluyor:
“Bütün bunların bedeli ne?”
Çünkü bazı zaferler vardır ki kazanılır ama insanı eksilterek kazanılır.
Net konuşayım…
Gerçek başarı sadece hedefe ulaşmak değildir.
Gerçek başarı, o hedefe giderken insan kalabilmektir.
Hırs, doğru kullanıldığında bir motordur.
Ama direksiyonu yoksa, insanı duvara götürür.
Bu yüzden mesele hırslı olmak değildir.
Mesele, hırsın seni yönetmesine izin vermemektir.
Sevgiyle kalın.
