Net konuşayım.
Bu yaşıma kadar öğrendiğim tek bir şey varsa,
hayatın kesin doğrularla ilerlemediği.
Gençken her şey daha net sanılıyor.
Doğru yol var, doğru karar var, doğru zaman var…
Yeterince akıllı olursak hata yapmayacağımızı düşünüyoruz.
Sonra hayat geliyor.
Ve sana şunu öğretiyor:
Doğru dediğin şey çoğu zaman yaşandıktan sonra konulan bir isim.
Hayat bir matematik problemi değil.
Daha çok bir farkındalık süreci.
İnsanlar aynı yaşta ama aynı yerde değil.
Kimi erken yoruluyor, kimi geç olgunlaşıyor.
Kimi kaybederek büyüyor, kimi vazgeçerek hafifliyor.
Ama herkes sadece kendi yolundan geçiyor.
Kimse başkasının hayatını uzaktan göründüğü kadar kolay yaşamıyor.
Biz dışarıdan sonuçları görüyoruz.
İçerideki mücadeleyi değil.
Zamanla şunu fark ettim:
Güçlü görünen insanların çoğu güçlü olduğu için değil, dayanmak zorunda olduğu için ayakta.
Rahat görünen insanların çoğu rahat olduğu için değil, acılarını sessiz yaşadığı için sakin.
Başarı hikâyeleri anlatılıyor,
ama bedeller genelde dipnot oluyor.
Bu yüzden artık daha az yargılıyorum.
Daha az kıyaslıyorum.
Daha çok anlamaya çalışıyorum.
Çünkü herkes bir şey taşıyor.
Ve kimse o yükü tamamen göstermiyor.
Net konuşayım köşemde sık sık söylediğim bir şey var:
Hayat, dışarıdan göründüğü gibi yaşanmıyor.
O yüzden belki de insan olmanın en büyük olgunluğu, her şeyi çözmek değil;
kimsenin hikâyesini tam bilmediğini kabul etmek.
Ve şunu da bilmek:
Herkesin yükü, dışarıdan göründüğünden ağır.
Sevgiyle kalın.
