Hayatta bazı şeylerin kıymetini, ne yazık ki onları kaybettikten sonra anlıyoruz.
Yanımızdayken sıradan gelen bir insanın yokluğu…
Her gün sahip olduğumuz sağlığın bir gün bozulması…
Çocuklarımızın büyüdüğünü fark edemeden geçen yıllar…
“Sonra yaparım” dediğimiz ama bir türlü yapamadığımız şeyler…
Oysa hayat bize sürekli bir şey söylüyor:
Kıymetini bilmek için kaybetmeyi bekleme.
Bazen bir telefon açmak, bazen “Nasılsın?” diye gerçekten sormak, bazen sofrada telefonu bir kenara bırakıp karşımızdakini dinlemek yeterlidir.
Çünkü zaman geri gelmiyor.
İnsanlar hep yanımızda kalmıyor.
Çocukluklar bir daha yaşanmıyor.
Bazı fırsatlar ikinci kez kapımızı çalmıyor.
Belki de hayatın en büyük zenginliği, sahip olduklarımızın çokluğu değil; onların değerini zamanında fark edebilmek.
Bugün hâlâ yanımızda olanların, hâlâ yapabileceklerimizin ve hâlâ yaşayabileceğimiz güzel günlerin kıymetini bilelim.
Çünkü bazı şeylerin değeri, kaybedildiğinde değil; kaybetmeden önce anlaşılmalı.
Net konuşayım köşemde bugün kendime de sana da aynı soruyu soruyorum:
Kaybetmeden önce değerini bildiğimiz kaç şey var?
Sevgiyle kalın.
