İnsan Yıkayıcısı Çağına Hoş Geldiniz

Pazar sabahları, çoğumuzun zihni hala eski dünyanın ritminde çalışır: Taze çay, gevrek bir simit, belki hafif bir pazar olağanlığı… Ama işte tam o anda, Japonya’dan bir haber gelir ve tüm “eski dünya” dengemizi bir anda bozar: İnsan yıkayıcısı satışa çıktı!

Evet, yanlış duymadınız.

Çamaşır makinesi mantığıyla çalışan bir kapsülün içine uzanıyor, sevdiğiniz müziği seçiyor, sonra da kendinizi köpüklerle ve melodilerle yeni dünyaya teslim ediyorsunuz. Firma yetkilileri “Sadece bedeni değil, ruhu da yıkamayı hedefliyoruz” diyor. Ruh temizliği için yıllarca kitap okuyan, nefes terapisi yapan, gurulara giden insanlık için bu büyük kolaylık doğrusu…

Bugün insan yıkayıcısı var, yarın “içini ferahlatma programı” ya da “kendine gel modu” çıkar mı, hiç belli olmaz.

Düşünsenize… Bizim kuşak yıllarca aile hamamlarında keselenip detoks olmuş bir nesiliz.

O kültürde beden temizliği sadece temizlik değil; sohbet, aile bağı, geleneğin bir parçasıydı. Ruh yıkama derseniz… Eh, o da sıcak mermer taşında, çatlayan fayanslarla birlikte içimizi dökmeydi.

Bugünün teknolojisi ise diyor ki:

“Hiç uğraşma. Kendini kapsüle bırak. Hem beden, hem ruh; 30 dakika, düşük devir.”

Eski dünya “kese” derken yeni dünya “sensör” diyor.

Eski dünya “ılık su” derken yeni dünya “biyometrik ölçüm + kalp ritmi takibi.”

İnsan yıkayıcısı aslında sadece bir cihaz değil; teknolojinin bizi nereye taşıdığının küçük ama çarpıcı bir göstergesi. Bir zamanlar çamaşır makinesinin icadı bile devrimdi. Sonra bulaşık makinesi, robot süpürge, akıllı fırın… Şimdi ise konu direkt bize geldi: “İnsanı da biz yıkarız.”

Makine yalnızca temizlemiyor;

🟠 Kalp atışını izliyor,

🟠 Hayati belirtileri kaydediyor,

🟠 Üstelik tüm bunları müzik eşliğinde yapıyor.

Ve asıl bomba?

Bu cihaz bir prototipken ABD’li bir tatil şirketi “Acaba bunu ticarileştirsek mi?” diye soruyor ve üretim süreci başlıyor. Kapitalizm işte… Sizin pamuk gibi çıkıp çıkmamanızın ekonomik bir karşılığı var.

Firma 50 adet üretmeyi planlıyor. Nadirlik satıyor.

Fiyat mı? 385 bin dolar.

Yani…

“Bedenim yıkansın, ruhum tazelensin” derseniz, bir İstanbul dairesi parasını gözden çıkarmanız gerekiyor.

Bakalım daha neler göreceğiz. 

İyi pazarlar. 

Sevgiyle kalın. 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir