Kendini tüketen insan
Net konuşayım…
Bugün insanlar çalışmaktan değil,duramamaktan yoruluyor.
Sabah başlıyor…
Gün bitmiyor.
Zihin susmuyor.
Fiziksel bir yorgunluk değil bu.
Daha derin… daha sessiz…
Anlamını kaybetmiş bir koşuşturmanın yorgunluğu.
Modern dünyayı anlatırken şuna dikkat etmek gerekiyor.
Artık bizi yoran şey baskı değil,
kendi kendimizi zorlamamızdır.
Net konuşayım…
Eskiden insanlar “yapmak zorundayım” diyordu.
Bugün ise “daha fazlasını yapabilirim” diyor.
Ama bu cümle, zamanla bir motivasyon değil…
bir yük haline geliyor.
Hep daha iyisi,
hep daha fazlası,
hep bir adım ötesi…
Ve hiçbir zaman yetmiyor.
Çünkü sorun yoğunluk değil.
Sınır koyamamak.
Net konuşayım…
İnsan en çok başkaları tarafından değil,
kendi beklentileri tarafından yorulur.
Kendine koyduğu hedefler,
yarıştığı insanlar,
ulaşmaya çalıştığı hayat…
Bir noktadan sonra insan şunu fark eder:
Koşuyor…
Ama nereye?
Yorgunluk tam burada başlar.
Çünkü yönü olmayan çaba,
insanı tüketir.
Net konuşayım…
Dinlenmek artık sadece uyumak değil.
Zihni susturabilmek.
Telefonu bırakabilmek.
Karşılaştırmayı bırakabilmek.
Bir anlığına hiçbir şey yapmamayı kabul edebilmek.
Ama en zor olan da bu.
Çünkü durduğunda,
kendinle baş başa kalırsın.
Ve belki de kaçtığın şey tam olarak budur.
Net konuşayım…
Bu çağın en büyük sorunu zaman eksikliği değil.
Anlam eksikliği.
İnsan yaptığı şeyde anlam bulduğunda yorulur ama tükenmez.
Ama anlam yoksa, en küçük şey bile ağır gelir.
Ve belki de çözüm çok karmaşık değil:
Daha fazlasını yapmak değil,
daha anlamlı olanı yapmak.
Çünkü insanı bitiren yoğunluk değil…
boşluktur.
Sevgiyle kalın.
