Küresel piyasalarda Nisan ayının ikinci yarısı, yüksek tansiyonla başlayıp görece dengelenmeyle tamamlanan bir sürece işaret etti. ABD ile İran arasında yürütülen temasların ilk turunun beklentilerin üzerinde olumlu geçmesi ve Hürmüz Boğazı’nın ticari geçişlere açık kalacağı yönündeki açıklamalar, enerji piyasaları başta olmak üzere küresel fiyatlamalar üzerinde belirgin bir rahatlama yarattı. Petrol fiyatlarında görülen geri çekilme, kısa vadede enflasyon baskılarının sınırlanabileceğine dair beklentileri güçlendirdi. Ancak bu iyimserliğin kalıcı bir çözümden değil, risklerin ötelenmesinden kaynaklandığını not etmek gerekiyor. Orta Doğu’daki jeopolitik denklem kırılganlığını korurken, piyasalar gelişmelere karşı oldukça hassas kalmaya devam ediyor.
Bu küresel arka plan içinde Türkiye ekonomisi, kendi iç dinamikleri ve beklenti setiyle daha temkinli bir görünüm sunuyor. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası tarafından yayımlanan son Piyasa Katılımcıları Anketi, enflasyon ve kur beklentilerinde yukarı yönlü bir revizyona işaret etti. Yıl sonu enflasyon beklentisinin yüzde 27,5 seviyesine yükselmesi, dezenflasyon sürecine yönelik güvenin henüz tam olarak tesis edilemediğini gösterirken; dolar/TL beklentisinin 51 seviyesinin üzerine çıkması kur tarafındaki baskının devam ettiğine işaret ediyor. Aynı ankette cari açık beklentisinin de belirgin şekilde artmış olması, Türkiye ekonomisinin dış finansman ihtiyacının önümüzdeki dönemde de önemli bir kırılganlık unsuru olacağını ortaya koyuyor.
Para politikası tarafında ise TCMB’nin mart ayında gerçekleştirdiği son Para Politikası Kurulu toplantısında politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutma kararı, sıkı duruşun korunacağı yönünde bir mesaj olarak okunmuştu. Bu karar, enflasyonla mücadelede erken bir gevşeme riskinden kaçınıldığını gösterirken, piyasa açısından da “temkinli devam” sinyali verdi. 22 Nisan’da açıklanacak olan yeni faiz kararı ise hem kısa vadeli piyasa yönü hem de beklenti yönetimi açısından kritik bir eşik niteliğinde. Mevcut veri seti ve beklentiler çerçevesinde, TCMB’nin politika faizini yüzde 37 seviyesinde sabit tutması ya da sınırlı bir artışla yüzde 38-39 bandına çekmesi en güçlü senaryolar olarak öne çıkıyor. Buna karşılık erken bir faiz indirimi sinyali, halihazırda bozulma eğilimi gösteren enflasyon beklentileri ve kur üzerinde ilave baskı yaratma riski taşıyor.
Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye’ye yönelik değerlendirmeleri de bu temkinli iyimserliği destekler nitelikte. S&P Global Ratings, Türkiye’nin kredi notunu “BB-/B” seviyesinde teyit ederken görünümü “durağan” olarak korudu. Kuruluş, mevcut politika setinin belirli bir direnç oluşturduğunu kabul etmekle birlikte, özellikle enerji fiyatlarındaki olası artışların enflasyon ve cari denge üzerinde risk yaratmaya devam ettiğine dikkat çekti. Benzer şekilde Fitch Ratings tarafından yapılan son değerlendirmede de Türkiye ekonomisine ilişkin görünümde iyileşme sinyalleri verilmekle birlikte, bu iyileşmenin kırılgan bir zeminde ilerlediği vurgulandı. Her iki kuruluşun ortak mesajı net: Uygulanan politikalar doğru yönde, ancak sürdürülebilir güven için zamana ve kararlılığa ihtiyaç var.
Tüm bu gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde, Mayıs ayına girerken Türkiye ekonomisi açısından ortaya çıkan tablo “kırılgan denge” olarak özetlenebilir. Küresel tarafta jeopolitik risklerin geçici olarak azalması ve enerji fiyatlarındaki geri çekilme bir fırsat penceresi sunarken; yurt içinde yükselen enflasyon beklentileri, kur üzerindeki baskı ve artan cari açık öngörüleri bu fırsatın ne ölçüde değerlendirilebileceğini belirleyecek temel unsurlar olacak. Bu noktada para politikasının kararlılığı ve iletişimi belirleyici rol oynayacak.
Sonuç olarak, Mayıs ayında piyasaların yönünü tek başına küresel gelişmeler değil, Türkiye’nin kendi içinde vereceği politika sinyalleri belirleyecek. Güvenin güçlendiği bir senaryoda dengelenme süreci desteklenebilir; ancak erken gevşeme ya da politika tutarlılığına yönelik soru işaretleri oluşması halinde mevcut kırılganlıkların yeniden ön plana çıkması kaçınılmaz olacaktır.
Sevgiyle kalın.
