Bu hafta Net Konuşayım köşemde şu soruyu masaya yatırıyoruz:
Başarı gerçekten nedir?
Bu soruya verilen cevaplar genellikle birbirine benzer.
İyi bir kariyer.
Yüksek gelir.
Güzel bir ev.
İyi bir araba.
Toplum tarafından takdir görmek.
Terfi etmek.
Daha fazla kazanmak.
Daha fazla sahip olmak.
Peki başarı gerçekten bunlardan mı ibaret?
Net konuşalım:
Başarıyı sadece sahip olduklarımızla ölçmeye başladığımızda, onu kaybetme korkusuyla yaşamaya da başlarız.
Çünkü başarıyı dışarıda arayan insanın mutluluğu da dış koşullara bağlı hale gelir.
Oysa hayat bize defalarca farklı örnekler gösteriyor.
Çok para kazandığı halde huzursuz olan insanlar var.
Çok tanındığı halde yalnız hisseden insanlar var.
Kariyer basamaklarını hızla çıkan ama ailesini, sağlığını veya kendisini geride bırakan insanlar var.
Bunların hiçbiri başarısız insanlar değil.
Ama hepsinin mutlu olduğunu da söyleyemiyoruz.
Demek ki başarı ile mutluluk aynı şey değil.
Başarı ile huzur da aynı şey değil.
Başarı ile anlam duygusu da aynı şey değil.
İşte tam bu noktada kendimize şu soruyu sormamız gerekiyor:
Başarıyı kim tanımlıyor?
Biz mi?
Yoksa başkaları mı?
Çoğu insan hayatının önemli bir bölümünü kendi hedeflerini gerçekleştirmek için değil, başkalarının başarılı kabul ettiği hayatı yaşamak için harcıyor.
Daha iyi görünmek.
Daha fazla kazanmak.
Daha yüksek bir pozisyona ulaşmak.
Daha çok takdir edilmek.
Bunların hepsi değerli olabilir.
Ama sadece bunlara odaklanan bir başarı anlayışı eksik kalmaya mahkûmdur.
Çünkü başarı sadece ulaşmakla ilgili değildir.
Aynı zamanda nasıl ulaştığınla da ilgilidir.
Bir hedefe giderken karakterini kaybettiysen…
Sevdiklerini ihmal ettiysen…
Sağlığını tükettiysen…
Her sabah istemediğin bir hayata uyanıyorsan…
Orada yeniden düşünmek gerekir.
Belki de başarı, herkesin alkışladığı bir hayat kurmak değil; insanın kendi içine döndüğünde huzurla bakabildiği bir hayat kurabilmesidir.
Belki de başarı, sürekli daha fazlasını istemek değil; sahip olduklarının değerini de görebilmektir.
Belki de başarı, sadece zirveye çıkmak değil; çıktığın yerde insan kalabilmektir.
Bugün başarı hakkında çok konuşuyoruz.
Ama başarıyı çoğu zaman sonuçlarla ölçüyoruz.
Oysa hayatın sonunda insanlar ne kadar kazandığımızı değil, nasıl yaşadığımızı hatırlayacak.
Net konuşalım:
Başarı bir makam değildir.
Bir banka hesabı değildir.
Bir unvan değildir.
Başarı, insanın kendi değerlerinden vazgeçmeden hedeflerine yürüyebilmesidir.
Ve belki de başarının en doğru tanımı şudur:
Başarı, gece başını yastığa koyduğunda yaşadığın hayattan pişmanlık duymamaktır.
Sevgiyle kalın.
