Net Konuşayım | Bir İnsan Kalabalığın İçinde Neden Daha Farklı Davranır?

Hiç düşündünüz mü?

Tek başınayken asla yapmayacağınız bir şeyi, kalabalığın içinde neden daha kolay yaparsınız?

Tek başınayken söylemeyeceğiniz bir sözü, yüzlerce insanın arasında neden daha rahat söylersiniz?

Hatta bazen kendi fikrinizden bile emin değilken, etrafınızdaki herkes aynı şeyi söylüyor diye neden “Demek ki doğrusu bu.” dersiniz?

Çünkü insan sadece birey değildir.

İnsan aynı zamanda bir grubun parçasıdır.

Ve kalabalık büyüdükçe, bireysel sorumluluk duygusu bazen küçülebilir.

Tarih bunun örnekleriyle dolu.

Savaş meydanlarında, siyasi hareketlerde, toplumsal olaylarda ve hatta ekonomik krizlerde insanlar, tek başlarına verecekleri kararlardan çok daha farklı kararlar verebildiler.

Çünkü kalabalığın içinde insan kendisini yalnız hissetmez.

Cesareti artabilir.

Öfkesi büyüyebilir.

Korkusu yayılabilir.

Ve en önemlisi, yaptığı davranışın sorumluluğunu başkalarıyla paylaşabileceğini düşünebilir.

Bugün bunun için meydanlara gitmemize bile gerek yok.

Sosyal medya bunun en büyük örneklerinden biri.

Tek başına bir insanın söylemeye çekineceği bir cümle, binlerce kişinin aynı düşünceyi paylaştığını gördüğünde bir anda normalleşebiliyor.

Bir insanın hiç tanımadığı bir kişi hakkında hüküm vermesi kolaylaşıyor.

Bir linç dalgasına katılmak kolaylaşıyor.

Bir bilgiyi doğrulamadan paylaşmak kolaylaşıyor.

Çünkü insan bazen gerçeği araştırmaktan önce kalabalığın ne düşündüğüne bakıyor.

Ve burada çok tehlikeli bir yanılgı başlıyor:

Çok kişinin inanması, bir şeyi doğru yapmaz.

Tarih boyunca çoğunluğun yanıldığı dönemler oldu.

Bugün bize çok açık görünen bazı gerçekler, kendi dönemlerinde büyük kitleler tarafından reddedildi.

Çünkü çoğunluk her zaman haklı değildir.

Bazen sadece çoğunluktur.

Peki neden kalabalığa uyarız?

Çünkü insanın ait olma ihtiyacı çok güçlüdür.

Dışarıda kalmak istemeyiz.

Farklı düşünürsek eleştirilmekten çekiniriz.

Yanlış karar verdiğimizde yalnız kalmaktan korkarız.

Bu yüzden bazen kendi aklımızın sesini değil, grubun sesini takip ederiz.

Üstelik modern dünyada bu durum daha da hızlandı.

Eskiden bir kalabalığa katılmak için fiziksel olarak bir meydanda bulunmanız gerekirdi.

Bugün birkaç saniye içinde milyonlarca insanın oluşturduğu sanal bir kalabalığın içine girebiliyorsunuz.

Bir etiket, bir video, bir yorum, bir paylaşım…

Ve bir anda binlerce insan aynı öfkenin, aynı korkunun veya aynı heyecanın içinde buluşabiliyor.

Bu kötü olduğu anlamına gelmez.

Kalabalıklar iyilik de yaratabilir.

Dayanışma sağlayabilir.

Bir felaket sırasında insanları bir araya getirebilir.

Haksızlığa karşı ses çıkarabilir.

Bir toplumun değişmesini sağlayabilir.

Ama mesele kalabalık olmak değil.

Kalabalığın içinde kendi aklını kaybetmemek.

Sevgiyle kalın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir