Güç ve Yanılgı

Hırsın sınır tanımadığı an

Net konuşayım…

Güç, insana kendini olduğundan daha büyük hissettirir.

Hırs ise o hissi besler.

Bir süre sonra insan sadece kazanmak istemez…

daha fazlasını ister.

Tarih bunun en çarpıcı örneklerinden birini Napoleon Bonaparte ile gösterir.

Bir askerden imparatorluğa uzanan bir hikâye…

Zafer üstüne zafer…

Büyüyen bir güç, artan bir özgüven.

Ama bir noktadan sonra o güç, yerini bir yanılgıya bıraktı:

“Daha fazlası mümkün.”

Net konuşayım…

Hırs, kontrol edildiğinde başarı getirir.

Kontrol edilmediğinde ise insanı gerçeklikten koparır.

Napoleon’un en büyük hatası savaşmak değildi.

En büyük hatası, sınırın nerede olduğunu görememekti.

Rusya seferi bunun en net örneğidir.

Güç vardı.

Ordu vardı.

Tecrübe vardı.

Ama bir şey eksikti:

Durmayı bilmek.

Hırs bazen insana şunu fısıldar:

“Buraya kadar geldin, biraz daha…”

İşte o “biraz daha”, çoğu zaman en büyük kırılma noktasıdır.

Net konuşayım…

İnsan çoğu zaman kaybettiği için değil,

durması gerektiği yerde durmadığı için kaybeder.

Başarı sarhoşluğu diye bir şey vardır.

İnsan kazandıkça kendine olan inancı artar.

Ama o inanç, zamanla sorgulamayı azaltır.

Ve bir noktadan sonra insan şunu düşünmeye başlar:

“Ben hata yapmam.”

İşte yanılgı tam burada başlar.

Çünkü gerçek güç, her şeyi yapabilmek değildir.

Her şeyi yapabilecekken bazı şeyleri yapmamayı seçebilmektir.

Net konuşayım…

Hırsın sınır tanımadığı an,

aklın geri planda kaldığı andır.

Ve o anda alınan kararlar, çoğu zaman

başarıyı değil, çöküşü getirir.

Napoleon’un hikâyesi bize şunu öğretir:

Zirveye çıkmak zordur.

Ama zirvede kalmak, kendini kontrol edebilmekle mümkündür.

Çünkü bazen en büyük zafer, ilerlemek değil…

geri durabilmektir.

Sevgiyle kalın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir