Bir İnsan Ne Zaman Yaşlanır?

Net konuşayım…

Bir insanın yaşlanması saçlarının beyazlamasıyla başlamıyor.
Yüzündeki çizgilerle de değil.
Hatta yaş almak çoğu zaman insanı yaşlandırmıyor bile.

Bence insan, bazı şeyleri kaybettiğinde yaşlanıyor.

Mesela hayal kurmayı bıraktığında…

Çünkü hayal kuran insanın içinde hâlâ yaşayan bir taraf vardır.
Gitmek istediği bir yer, olmak istediği biri, görmek istediği bir hayat vardır.
Ama insan sadece “idare etmeye” başladığında içindeki genç taraf sessizce ölmeye başlar.

Bir insan heyecanını kaybettiğinde yaşlanır.

Eskiden küçük şeylerden mutlu olan insanlar vardı.
Bir yolculuk, yeni bir tanışma, gece yapılan uzun sohbetler, bir kahve bile heyecan yaratırdı.
Şimdi çoğu insan hiçbir şeye heyecan duymuyor.
Çünkü yoruldular.
Çünkü fazla kırıldılar.
Çünkü hayatın yükü içlerindeki canlılığı yavaş yavaş aldı.

İnsan risk almaktan korktuğunda yaşlanır.

Gençlik bazen cesarettir.
Düşmeyi göze almaktır.
Yeniden başlamaktır.
Ama insan zamanla konforuna sığınıyor.
Aynı sokaklar, aynı insanlar, aynı düzen…
Çünkü artık kaybetmekten korkuyor.

Oysa bazı insanlar 25 yaşında yaşlanıyor.
Bazıları ise 70 yaşında hâlâ genç kalabiliyor.

Bir insan sürekli geçmişi anlatmaya başladığında da yaşlanır.

Çünkü artık geleceği değil, geride kalanları konuşuyordur.
Eskileri özlemek kötü değildir.
Ama sadece geçmişte yaşamaya başlamak, insanın gelecekle bağını koparır.

Belki de yaşlanmak tam olarak budur…

Yeni bir şey öğrenmeyi bırakmak.
Merakını kaybetmek.
İnsanlara güvenmemek.
Heyecanlanmamak.
Beklememek.
Hayatın sürpriz yapacağına artık inanmamak…

Çünkü beden zamanla yaş alır.
Bu normaldir.

Ama ruh erken yaşlanırsa, işte insanı gerçekten yoran şey budur.

Ve bence insanın yaşı kimliğinde değil; gözlerinin içindeki ışıktadır.

sevgiyle kalın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir