Samuraylara küçük yaşta tek bir şey öğretilirdi:
“Kılıcını çekmeden önce kalbini kontrol et.”
Bugün Net Konuşayım köşesinde biraz bundan konuşalım.
Çünkü modern dünyada kimsenin elinde kılıç yok ama herkesin dili çok keskin. Tepkiler hızlı, öfke hazır, sabır ise neredeyse lüks hâline gelmiş durumda.
Bir mesaj geç geliyor, sinirleniyoruz.
Bir söz hoşumuza gitmiyor, hemen karşılık veriyoruz.
Bir tartışmada susmayı zayıflık sanıyoruz.
Oysa samuray öğretisi tam tersini söylüyordu:
Gerçek savaş dışarıda değil, insanın kendi içinde başlar.
Net konuşayım…
Güç, ilk tepkiyi vermek değildir.
Güç, o tepkiyi tutabilmektir.
Çünkü insan çoğu zaman karşısındakine değil, o anki duygusuna saldırır. Öfke geçtiğinde geriye sadece pişmanlık kalır. Kırılan ilişkiler, söylenmiş sözler ve geri alınamayan anlar…
Samuraylar kılıç kullanmayı öğrenmeden önce beklemeyi öğrenirdi. Çünkü kontrol edilmeyen güç, sahibini de yaralar. Bugün hayatımızdaki birçok kırılmanın sebebi de bu değil mi? Düşünmeden verilen tepkiler… Anlık gurur uğruna kaybedilen bağlar…
Net konuşayım…
Sessiz kalmak her zaman geri adım değildir.
Bazen en büyük hâkimiyet, kendine hâkim olmaktır.
İnsan büyüdükçe şunu fark ediyor: Her tartışma kazanılmak zorunda değildir. Her söze cevap vermek gerekmez. Her haklılık, huzur getirmez.
Gerçek olgunluk, ne zaman konuşacağını bilmek kadar, ne zaman susacağını bilmektir.
Çünkü kontrol edemediğin güç seni güçlü yapmaz…
Seni yönetir.
Ve belki de bugün kendimize soracağımız en doğru soru şu:
Ben olayları mı yönetiyorum, yoksa duygularım mı beni yönetiyor?
Net konuşayım…
Bazen en büyük zafer, kılıcı hiç çekmemektir.
Sevgiyle kalın.
