Bir Ruhun, Bir Milletin ve Bir Destanın Adı

Tarih, bazı günleri sadece hatırlamaz…

Onları yaşatır.

18 Mart da işte böyle bir gündür.

Çanakkale, yalnızca bir cephe değil; bir milletin var olma iradesini dünyaya haykırdığı yerdir. Bu topraklarda verilen mücadele, sıradan bir savaşın ötesinde, imkânsızlıklar içinde yazılmış bir insanlık ve inanç hikâyesidir.

Henüz bıyığı terlememiş gençler…

Evlatlarını dualarla uğurlayan anneler…

“Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” diyen Mustafa Kemal Atatürk ve bu emri tereddütsüz yerine getiren askerler…

Çanakkale’de sadece mermiler değil, umutlar, korkular ve hayaller de çarpıştı.

Düşman, teknolojisiyle, donanmasıyla, sayıca üstünlüğüyle gelmişti. Ama hesap edemedikleri bir şey vardı:

Bir milletin bağımsızlık aşkı.

O gün, denizler geçilmedi.

O gün, “Çanakkale Geçilmez” sözü tarihe kazındı.

Ancak bu zafer, sadece askeri bir başarı değildi.

Aynı zamanda tarifsiz bir acının, derin bir fedakârlığın ve insanlık tarihine kazınan bir dramın adıdır. Çünkü her zaferin arkasında, geri dönemeyen binlerce hikâye vardır.

Bir cephede savaşan askerle, karşı siperdeki asker arasında kurulan o sessiz saygı…

Savaşın ortasında bile insan kalabilmenin en güçlü kanıtıdır Çanakkale.

Bugün bizlere düşen; bu zaferi sadece anmak değil, anlamaktır.

O ruhu sadece hissetmek değil, yaşatmaktır.

Çünkü Çanakkale ruhu;

Zorluklar karşısında yılmamaktır.

İnançla ayağa kalkmaktır.

Ve gerektiğinde, bir millet için kendinden vazgeçebilmektir.

18 Mart, bir zaferin tarihi olmanın ötesinde,

Bir milletin yeniden doğuşunun ilk satırıdır.

Ve bizler…

O satırların devamını yazanlarız.

Ruhları şad, mekânları cennet olsun.

Sevgiyle kalın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir