Yaprak Dökümü mü, İlkbaharın Habercisi mi?

Sigortacılığın Hasat Mevsimi: Yaprak Dökümü mü, İlkbaharın Habercisi mi?

Ekim, Kasım, Aralık…

Sigortacılık sektörünün deyim yerindeyse hasat dönemine girdik.

Yıl boyunca yapılan çalışmaların, kurulan ilişkilerin, verilen tekliflerin, yenilemelerin ve yeni müşteri kazanımlarının sonuçlarının daha net görüldüğü; şirketlerin, acentelerin, brokerlerin ve sektörün bütün paydaşlarının yılı nasıl kapatacağını hesaplamaya başladığı kritik üç ay…

Fakat bu yıl hasat mevsimine girerken tarlanın şartları pek de alıştığımız gibi değil.

Ekonomide dengelerin sürekli değiştiği, maliyetlerin arttığı, işletmelerin nakit akışını korumakta zorlandığı, vatandaşın harcama kalemlerini yeniden sıraladığı bir dönemden geçiyoruz.

Piyasa tabiriyle ortalık biraz toz duman.

Böyle dönemlerde sigortacılık açısından asıl soru şudur:

Bu sonbahar sektörümüz için bir yaprak dökümü mü olacak, yoksa ferah ve ılık bir ilkbaharın habercisi mi?

Net konuşayım…

Bunun cevabını yalnızca ekonomik göstergelerde aramak eksik olur.

Çünkü sigortacılık, ekonominin sonucunu yaşayan sektörlerden biri olduğu kadar, ekonominin devamlılığını sağlayan temel mekanizmalardan da biridir.

Bir fabrikanın, iş yerinin, aracın, konutun, nakliyatın, yatırımın ve insan hayatının karşı karşıya olduğu riskleri güvence altına alıyoruz. Hasar meydana geldiğinde ödenen her tazminat, aslında ekonomik hayatın yeniden ayağa kalkmasına yapılan bir katkıdır.

Bu nedenle sigortayı yalnızca “poliçe satışı” olarak görmek artık çok dar bir bakış açısıdır.

Sigortacılık, ekonomik devamlılığın görünmeyen güvencelerinden biridir.

Ancak sektörün kendi gerçeklerini de konuşmamız gerekiyor.

Bugün müşterinin öncelikleri değişiyor.

İnsanlar ve işletmeler artık yalnızca “Ne kadar teminatım var?” diye sormuyor.

“Bu poliçenin bana maliyeti ne?”

“Gerçekten buna ihtiyacım var mı?”

“Hasar olduğunda yanımda kim olacak?”

“Ödediğim primin karşılığını alabilecek miyim?”

sorularını çok daha fazla soruyor.

Aslında bu sorular sektör açısından bir tehdit değil, doğru yönetildiğinde önemli bir fırsattır.

Çünkü sigortacılığın geleceği yalnızca fiyat rekabetinden geçmiyor.

Güvenden geçiyor.

Poliçeyi değil, güveni yenilemek

Önümüzdeki üç ayda milyonlarca poliçe yenilenecek. Yeni işler yapılacak, hedefler konuşulacak, kampanyalar düzenlenecek.

Fakat bana göre sektörün önündeki en önemli yenileme poliçelerin yenilenmesi değil, müşterinin sigortaya duyduğu güvenin yenilenmesidir.

Sevgiyle kalın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir