Narsisizm ve Eylem Karşısında Sessizlik

Hayatta bazı insanlar vardır; alkışı sever, övgüyü sever, ilginin merkezinde olmayı sever. Ancak konu sorumluluk almaya, hata kabul etmeye ya da gerçek bir eylem ortaya koymaya geldiğinde sessizleşir. İşte tam da burada narsisizm ile eylem arasındaki ilişki kendini gösterir.

Narsisizm sadece kendini beğenmek değildir. Çoğu zaman güçlü görünme çabasıdır. Kusursuz görünme isteğidir. Bu yüzden eleştiri karşısında savunmaya geçer, başarısızlık ihtimali olan adımlardan ise uzak durur.

Çünkü eylem risk taşır.

Bir fikir ortaya koyarsanız eleştirilirsiniz. Bir karar alırsanız sonuçlarına katlanırsınız. Bir adım atarsanız hata yapabilirsiniz. Oysa sessizlik güvenlidir. Sessiz kalan, hesap vermek zorunda kalmaz.

Ne ilginçtir ki, en çok konuşanlar her zaman en çok üretenler değildir. Kimi zaman en büyük iddiaların arkasında en küçük cesaret saklanır.

Gerçek özgüven, sürekli kendini anlatmak değildir. Gerektiğinde susup dinleyebilmek, gerektiğinde de sorumluluk alıp harekete geçebilmektir.

Narsistik bakış açısı “Ben nasıl görünürüm?” sorusunu sorar.

Olgun bakış açısı ise “Ben ne katkı sağlayabilirim?” diye düşünür.

Hayatın her alanında bunu görmek mümkündür. İş hayatında, aile içinde, arkadaşlıklarda ve hatta sosyal medyada…

İnsanlar artık sözlerden çok davranışlara bakıyor. Çünkü karakter, konuşurken değil; karar verirken ortaya çıkar.

Belki de kendimize şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:

Sessizliğimiz gerçekten bilgelikten mi geliyor, yoksa sorumluluk almaktan kaçınmanın rahatlığından mı?

Net konuşayım…

Hayatı değiştiren şey söylemler değil, eylemlerdir. Ve bazen en yüksek ses, hiçbir şey yapmayanların sessizliğidir.

Sevgiyle kalın.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir