Çalışanlar neden iş değiştirir?
İlk akla gelen cevap genellikle “maaş” olur. Elbette ücret önemlidir. Kimse emeğinin karşılığını eksik almak istemez. Ancak iş hayatının içinde yıllar geçirdikçe şunu daha net görüyorum:
İnsanlar çoğu zaman maaşlarını değil, adalet duygularını kaybettikleri için ayrılıyor.
Çünkü çalışan sadece ay sonunda hesabına yatan paraya bakmaz. Aynı zamanda emeğinin görülüp görülmediğine, yaptığı işin hakkının verilip verilmediğine ve kurum içinde herkese aynı terazinin uygulanıp uygulanmadığına da bakar.
Bir ekip düşünün…
İki kişi aynı işi yapıyor. Biri özveriyle çalışıyor, sorumluluk alıyor, gerektiğinde mesaiye kalıyor. Diğeri ise minimum çabayla günü tamamlıyor. Ay sonunda ikisine de aynı yaklaşım gösteriliyorsa, burada ilk kaybeden performans olur.
Çünkü insanlar ödül kadar adaletsizliği de çok iyi hatırlar.
İş yerlerinde motivasyonu düşüren en büyük etkenlerden biri düşük maaş değildir. En büyük etken, yüksek performans gösteren kişinin bunun bir karşılığını görememesidir.
Adalet sadece prim dağıtırken değil; izin verirken, terfi ettirirken, görev paylaşımı yaparken ve hatta teşekkür ederken bile hissedilir.
Bir yöneticinin en önemli görevi herkesi mutlu etmek değildir.
Herkese adil davranabilmektir.
Adaletin olmadığı yerde zamanla şu cümleler duyulmaya başlar:
“Nasılsa çalışanla çalışmayan aynı.”
“Fazla uğraşmaya gerek yok.”
“Kimse fark etmiyor.”
İşte bu noktadan sonra performans düşmez; bilinçli olarak geri çekilir.
İnsanlar emeklerini kısmaya başlar. Çünkü emeklerinin değer görmediğine inanırlar.
Oysa adaletin hissedildiği kurumlarda farklı bir atmosfer oluşur.
Çalışan bilir ki gösterdiği çaba görülüyor.
Başarısı ölçülüyor.
Katkısı takdir ediliyor.
Bu güven ortamı maaş artışından bile daha güçlü bir motivasyon oluşturabilir.
Çünkü para insanı işe getirir.
Adalet ise kurumda tutar.
Bugün başarılı şirketlerin ortak noktası yalnızca yüksek ücret politikaları değildir. Şeffaf olmaları, liyakati önemsemeleri ve çalışanlarına güven veren bir yönetim anlayışı oluşturmalarıdır.
Yönetici olmak karar vermektir.
Lider olmak ise o kararların adil olduğuna insanları inandırabilmektir.
İşte gerçek fark da burada başlar.
Net Konuşayım
Bir kurumun en büyük sermayesi çalışanıdır.
Çalışanın en büyük motivasyonu ise maaşı değil, adaletin gerçekten var olduğuna inanmasıdır.
Çünkü adaletin olduğu yerde performans artar.
Adaletin olmadığı yerde ise en iyi çalışan bile bir gün sessizce vazgeçer.
Sevgiyle kalın.
