Haziran ayına girdiğimiz şu günlerde yılın ilk yarısını geride bırakmaya hazırlanıyoruz.
Sanki daha dün yeni yıl hedefleri belirlemiş, ajandalarımıza yeni planlar yazmış, bu yıl farklı olacak diye kendi kendimize söz vermiştik. Şimdi ise takvim yaprakları hızla ilerliyor ve önümüzde sessiz bir muhasebe duruyor.
Hedefler önemlidir.
Bizi harekete geçirir, üretmeye zorlar, gelişmemizi sağlar. İş hayatında özellikle hedefler olmadan ilerlemek neredeyse mümkün değildir. Daha fazla satış, daha iyi sonuçlar, daha büyük projeler, daha yüksek performans…
Ancak bazen farkında olmadan hayatımızı sadece ulaşılması gereken hedeflerden ibaret hale getiriyoruz.
Bir sonraki toplantı.
Bir sonraki rapor.
Bir sonraki satış.
Bir sonraki terfi.
Ve sürekli bir sonraki durağa odaklanırken, içinde bulunduğumuz an elimizden kayıp gidiyor.
Çocuklarımız biraz daha büyüyor.
Anne babamız biraz daha yaşlanıyor.
Sevdiklerimizle ertelediğimiz buluşmalar bir sonraki haftaya kalıyor.
Kendimize ayıracağımız zaman sürekli daha sonra değerlendirilmek üzere öteleniyor.
Modern dünyanın en büyük tuzaklarından biri belki de budur: Yaşamayı, işler yoluna girdikten sonraya bırakmak.
Oysa işler hiçbir zaman tamamen bitmez.
Hedefler tamamlanır, yenileri gelir.
Projeler sonuçlanır, yenileri başlar.
Mücadele sona ermez.
Bu nedenle önemli olan yalnızca hedeflere ulaşmak değil, o hedeflere giderken kendimizi kaybetmemektir.
Bazen bir akşam telefonu sessize almak…
Çocuklarla geçirilen yarım saat…
Sevdiğimiz bir dostla edilen samimi bir sohbet…
Kısa bir yürüyüş…
Bir kitabın birkaç sayfası…
Bunlar küçük gibi görünür ama insanı ayakta tutan asıl şeyler çoğu zaman bunlardır.
Yılın ilk yarısı bize şunu hatırlatıyor:
Hayat bir varış noktası değil, devam eden bir yolculuktur.
Bu yolculukta başarılar kadar anılar da biriktirmeliyiz.
Kazandığımız kadar yaşamalıyız.
Çalıştığımız kadar nefes almalıyız.
Çünkü günün sonunda insanlar bizi ulaştığımız hedeflerle değil, onlarla paylaştığımız hayatla hatırlayacaklar.
Haziran ayı belki de bunun için güzel bir fırsat.
Yılın geri kalanına başlamadan önce kısa bir durup düşünmek…
Neyi başardığımızı değil, neyi yaşadığımızı da sorgulamak…
Ve kalan altı ayı sadece daha başarılı olmak için değil, daha dolu yaşamak için planlamak.
Çünkü takvim ilerlemeye devam edecek.
Önemli olan, yıl sona erdiğinde yalnızca hedeflerimize değil, yaşadığımız güzel anılara da sahip olabilmek.
Sevgiyle kalın.
